Şehrin tarihi meydanı Grand Place’a çok yakın bir konumda bulunan, Avrupa’nın en eski pasajlarından birine geliyoruz. Galeries Royales Saint-Hubert adlı bu pasajın girişinde, sizi yüksek sütunlar karşılıyor. Oldukça iyi korunduğu her halinden belli olan pasajda, özenle tasarlanmış dükkanlar ve en meşhur çikolata markalarının vitrinleri adeta birer mıknatıs gibi insanı kendine çekiyor. Biz de hiç vakit kaybetmeden, bu çekimin etkisine kapılıp dükkanlardan birine giriyoruz.
Brüksel’in en zarif ve en eski yapılarından biri olan Galeries Royales Saint-Hubert, 1847 yılında açılmış ve Avrupa’nın ilk kapalı alışveriş pasajlarından biri olarak kabul ediliyor. Cam tavanlı mimarisi sayesinde gün ışığını içeri alan bu pasaj, hem alışveriş hem de sosyalleşme için tasarlanmış dönemin öncü mekanlarından biri. Pasaj üç ana bölümden oluşuyor: Galerie du Roi (Kral Galerisi), Galerie de la Reine (Kraliçe Galerisi) ve Galerie des Princes (Prensler Galerisi). İçinde dünyaca ünlü çikolatacılar, butik dükkanlar, kafeler ve kitapçılar yer alıyor.
Belçika'nın Meşhur Çikolataları
Nazik bir “bonjour” ile karşılanıyor, hemen ardından sunulan çikolata ikramıyla anın tadını çıkarıyoruz. Ardından, birbirinden güzel ve çeşitli çikolatalarla dolu rafları, bir sanat müzesini gezer gibi, hiç acele etmeden keşfetmeye başlıyoruz. Çünkü buradaki çikolataların tamamı, çoğumuzun daha önce adını duyduğu özel çikolata yasalarına uygun olarak üretiliyor. Yani içlerindeki kakao oranı, belirlenen minimum seviyenin altına asla düşmüyor. Bu prensipli yaklaşım bile tek başına, bir şehrin neden belirli bir ürünle özdeşleştiğini açıklamaya yetiyor.
Belçika, çikolata üretiminde kaliteyi korumak için özellikle kakao oranı, kakao yağı kullanımı ve katkı maddeleri konusunda oldukça katı standartlara sahip. Geleneksel Belçika çikolatasında bitkisel yağ yerine kakao yağı kullanılması, yüksek kakao oranı ve katkıların sınırlı tutulması temel prensipler. Bu nedenle “Belçika çikolatası” denildiğinde, dünya çapında kalite ve el işçiliğiyle özdeşleşen bir üretim anlatılmak isteniyor. Bunun yanında Belçika çikolatası yüksek kalite ve zanaatkarlıkla anılsa da bu üretim kültürünün tarihsel arka planında sömürgecilik döneminin izleri bulunduğu gerçeği de akademik ve eleştirel çalışmalarda sıkça vurgulanıyor.
Çikolatacı dükkanında alışverişimizi yaptıktan sonra, keyifli yürüyüşümüze ayaküstü bir lezzet katmak için seçtiğimiz küçük karışık çikolataların nefis tadına bakmadan edemedik. Pasajda denk geldiğimiz bir film ya da dizi setinin ortasından geçip, hızla sonraki duraklara doğru ilerlemeden önce bir şeyler yudumlamak için hemen yakınlarda bulunan À La Mort Subite’ye geldik. 19. yüzyıl atmosferini hala muhafaza eden bu mekan, Brüksel’in en ikonik ve en eski kafe-barlarından biri.















