Lihtenştayn deyince aklımıza pek bir şey gelmiyor. Hatta çoğumuz neresi olduğunu bile bilmiyordur. Lihtenştayn aslında hala krallıkla yönetilen, İsviçre ve Avusturya’nın arasında kalan, Avrupa’nın 160 km2 ile en küçük dördüncü ülkesi.
Aybars Dağ
Vaduz’a İlk Adım: Alte Rheinbrücke Vaduz Köprüsü
Lihtenştayn’ın küçüklüğünden dolayı gezimize direkt olarak başkentten, yani Vaduz’dan
başladık. Bu masalsı başkente ulaşmak için İsviçre üzerinden keyifli bir yolculuk yaptık.
Ülkeye giriş sırasında, bizi çok hoş bir manzara karşıladı: İki ülkeyi birbirine bağlayan
köprüde, İsviçre ve Lihtenştayn bayrakları karşılıklı olarak adeta birbirini selamlıyordu.
Köprüden geçişimizden hemen sonra ise, İsviçre ile Lihtenştayn'ı birbirine bağlayan tarihi yapı, Alte Rheinbrücke Vaduz Köprüsü bizi bekliyordu. Bu ahşap köprüyü de gördükten
sonra, şehre doğru ilk adımımızı atmış olduk.
Görsel Bir Şölen: Büyüleyici Vaduz Kalesi
Şehrin merkezine doğru ilerlerken, bir yandan da dağların heybetli manzarası eşliğinde,
Vaduz Kalesi'nin büyüleyici görüntüsü bize adeta görsel bir şölen sunuyor. Bu eşsiz
manzarayı daha yakından deneyimlemek için sabırsızlanıyorduk. Hemen şehir merkezinde arabamızı park ettik ve kalenin o muhteşem silüetiyle en güzel fotoğrafı çekmek için kendimize en uygun açıyı bulmaya koyulduk.
Başkent Vaduz: Gelişmiş Bir Kasabanın Sakinliği
Lihtenştayn gerçekten de tahmin ettiğimiz gibi oldukça küçük bir ülke. Başkent Vaduz, bir
şehirden çok gelişmiş, düzenli bir kasaba izlenimi veriyor. Şehrin merkezinde modern
betonarme yapılar göze çarpsa da, dikkatimizi çeken önemli bir detay var: Yeni yapılan
binaların, apartmanlar dahil olmak üzere, büyük ölçüde ahşap yapı geleneği korunarak inşa edilmesi. Bu, kasabanın doğal dokusunu kaybetmeme çabasını gösteriyor.
Vaduz'un merkezi oldukça ufak; meşhur ana caddesini çok kısa sürede yürüyerek turluyoruz.
İnternette okuduğumuz bilgilere göre burası bir vergi cenneti olarak biliniyor ve birçok
Avrupalı şirketin aktif iş yapmasa da burada bir ofisi bulunuyor.
Hediyelik magnet almak için uğradığımız bir büfede ise sürpriz bir şekilde Türk bir
hanımefendiye rastlıyoruz. Burada doğup büyüdüğünü ve uzun yıllardır yaşadığını anlatıyor.
yapılacak pek bir şey yok," cevabını alıyoruz. Bu samimi yanıt, kasabanın sakinliğini özetler nitelikte.
Lihtenştayn'ı derinlemesine gezmek gibi bir planımız olmasa da bu küçük ülkeyi görmüş
olmaktan mutluyuz. Kısa süren bu ziyaretimizin ardından, bir sonraki durağımız olan
Avusturya'ya doğru yola çıkıyoruz. Bize ise geride bıraktığımız bu güzel manzaralar kalıyor.





Harika bir anlatım ⚜️ En kısa zamanda ziyaret etmek dileğiyle
YanıtlaSilİlginiz için çok teşekkürler:)
Sil