spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Nisan 2026 Çarşamba

BARTIN'DA KENDİ RÜZGARIYLA YARIŞANLAR: 74 RUNNERS KOŞU TOPLULUĞU

Bazen onları birkaç kişilik bir grupla, herkesin kendi aracıyla keyif yapmak için yola çıktığı pazar günlerinde, Amasra asfaltında koşarken görüyoruz. Kendi güçleri, hızları ve devinimleriyle hareket eden bu topluluk için Bartın’ın en özel ve en dinamik gruplarından biri desek abartmış olmayız. Sosyal medyadaki paylaşımlarıyla da sık sık antrenmanlarından, farklı rotalardaki koşularından ve katıldıkları çeşitli spor organizasyonlarından renkli kesitler sunuyorlar. Şehir hayatının olağan ritmine teslim olmak yerine kendi ritimlerini bulan; fiziksel ve mental güçlerini doğanın içinde, toprak köy yollarında, orman patikalarında ya da Arıt asfaltında; güneş, rüzgar ve yağmur demeden keşfeden bir topluluk 74 Runners. Bu söyleşide, 74 Runners’ın kurucusu ve aynı zamanda bir eğitimci olan Mustafa Çorak ile hem bu topluluğun hikayesini hem de onun kişisel koşu yolculuğunu konuştuk. Bartın’da filizlenen bu kolektif ruhun nasıl ortaya çıktığını birlikte keşfettik.


Mustafa Çorak cacophony___


Mustafa Çorak: "Koşu 30 yıldır hayatımda ancak planlı olarak yaklaşık 10 yıldır koşuyorum"

Bazı sporlar genellikle öncesinde bir ya da birkaç spor branşını barındırabiliyor. Örneğin bisiklet. Çoğumuzun küçük yaşlarda bisikleti olmuştur ve dolaylı olarak da olsa spor yapmışlığımız vardır. Kimi evinin civarında hobi amaçlı kullanırken, kimi zamanla uzun yollar alır, yeni yerler keşfeder, vücudunun uzun süreli sporla tanışmasına şahitlik etme şansını yakalar. Yokuş sürüşlerinin yoruculuğu ardından gelen iniş, yükselen nabzın rüzgarla ve manzara eşliğinde inişidir de aynı zamanda. O anlar sadece spor değil, doğayla yakınlaşmadır da. 


74runners


Doğa sporları temelli bu devinimsel süreçlerin olduğu bir çocukluk ve üniversite yıllarına kadar aktif oynadığım futbol ile birlikte koşu zaten hayatımın bir parçasıydı. Yani yaklaşık 30 yıldır. Planlı, devamlı ve gelişme odaklı olarak ise yaklaşık 10 yıldır koşuyorum diyebilirim. Koşu benim için hem yaşam biçimi hem de dayanıklılık gereksiniminden. Amatör olarak ilgilendiğim dağcılık sporuna koşu antremanlarının getirileri inanılmaz. Zorlu bir tırmanış esnasında yükselen nabızla ancak güçlü bir kalp baş edebiliyor örneğin.




"Grubumuz stadyumla koşanlarla birlikte oluştu"

Bartın’da 4,5 yıldır yaşıyorum. Bartın Atatürk Stadyumu'nda koşarken benim gibi koşan birçok kişi ile tanıştıktan sonra birlikte koşmaya başladık. Ardından koşu ve antrenman planları yapmak için bir iletişim grubu kurdum. Bu güne kadar yaptığım çoğu etkinliği “sanırım mesleğim dolayısıyla” insanlara yayma eğiliminde oldum. Grubumuzda bu düşüncede olan çok kişi olunca öncelikle sosyal medya hesabı açtım ve çalışmalarımızı düzenli olarak paylaştım. Her geçen gün büyüyen bir oluşum oldu.




"Türkiye'de ve dünyada koşuya gözle görülür bir ilgi var"

Bartın’a geldiğim ilk yıl gözlemlediğim çoğu bireysel olarak koşan 10-15 kişilik bir gruptu. Düzenli olarak koşan ise 10’a ulaşmazdı. İlerleyen yıllarda farklı rotalarda ya da parkurlarda (yol ya da diğer stadyum gibi) koşanlarla da tanıştım. Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün de genç koşu takımı var, yetenekli gençler var. Nüfusa oranla sayı çok az. Ancak sadece Bartın’da değil gerek ülke gerekse dünya genelinde koşuya gözle görülür bir rağbet var. Bunu stadyumda yaptığımız antrenmanlarda da net şekilde gözlemleyebiliyoruz.


Mustafa Çorak


"74 Runners daha kalabalık bir koşu grubu haline gelecek" 

Şu an iletişimi grubumuzda 30 kişiyiz. Sosyal medya hesabımızda iletişim halinde
olduğumuz kişi sayısı ise 200’e yakın.



"Amacımız koşuya nasıl ve nereden başlayacağını bilmeyenlere yol göstermek" 

Bartın Koşu Topluluğu’nun kurulma amaçlarından biri ve en önemlisi; koşuya nasıl ve
nereden başlayacağını bilmeyenlere biraz yol göstermek. Bunun için yeni başlayanlarla
tanışmak ve başlangıç için yol göstermek amacıyla haftada bir gün ve saat belirledik; cuma günleri saat 17:30. Toplu olarak düşük seviyeli yaptığımız bu antrenman herkesin kolaylıkla uyum sağlayabileceği şekilde planlanıyor. Zamanla kişi kendi amaçları doğrultusunda kendi antrenman programını yapabilir hale geliyor. Antrenman programı demişken; birçok sporda olduğu üzere koşu sporu da kalple yakından ilişkili bir dal olduğu için düzenli olarak (örneğin yılda bir kez) kardiyoloji uzmanına görünmeyi ihmal etmeyiz.



"Pazar uzunu olarak adlandırdığımız asfalt ve araziden oluşan karma rotalarda koşuyoruz"

Genel olarak Bartın Atatürk Stadyumu’nda koşuyoruz. Stadyumda tartan pist mevcut.
Interval antrenmanlarımızı burada yaparız mesafe kontrol kolaylığı da sağladığı için. Ayrıca “pazar uzunu” olarak adlandırdığımız bazen tamamen asfalt bazen tamamen arazi bazen karma rotalar yapıyoruz. Yaklaşık bir yıldır her hafta sonu yaptığımız “Pazar uzunu” koşularımızın ilki Arıt kavşağı başlangıçlı Amasra tünelinden geri dönüşlü parkurumuz yaklaşık 19 kilometreydi. Zamanla farklı rotalar ve farklı uzunluklara farklı rakımlar da eklenerek zengin bir güzergah ağı oluşturduk. Her birinin keyfi ve amacı farklı çok sayıda rotamız mevcut. Ara ara doğaçlama köy yolları da yapıyoruz.





"Mugada, Amasra ve Arıt Yolu en keyif aldığımız rotalar"

Bu soruya herkesin yanıtı farklı olacaktır, kimi arazi koşuları severken kimisi asfalt tercih
ediyor. Kimi kısa süreli nabız değişkenliği tercih ederken kimisi daha stabil koşular tercih
edebiliyor. O haftanın planı yapılırken rotaya göre katılımcılarımız değişkenlik gösterebiliyor. Mugada yolu, Amasra eski yol, Arıt yolu keyif aldığımız rotalardan sadece birkaçı.




"Yurt içinde organize edilen maraton koşularına katılıyoruz"

Evet fırsat buldukça katılım sağlamaya çalışıyoruz. Bireysel ya da ekip olarak katıldığımız
koşulardan bazıları; İstanbul Maratonu, Adana Kurtuluş Maratonu, Kartal Uğur Mumcu Anma Koşusu, Osmaniye Yarı Maratonu, Çaycuma Yol Koşusu, Trabzon Yarı Maratonu, Winterrun İstanbul. Bu koşuları “yarış” olarak görenler de var, kendi derecesini geliştirmek için katılan da var, yüzlerce koşucunun buluştuğu bir festival gibi görenler de var. Her koşucu kendi önceliklerini belirleyip katılım sağlar. Ortak önceliğimiz kişisel gelişimimize katkı sağlamak.




"Koşu grubumuza özellikle üniversite öğrencilerinden katılım yüksek"

Özellikle farkı sporlarla ilgilenen arkadaşlarımızdan olumlu bir dönüş ve katılım oldu.
Çünkü koşu tek başına bir branş iken aynı zamanda bir çok spor branşının özellikle
dayanıklılık gereksinimleri için ayrılmaz bir parçası halinde. Üniversite öğrencilerinden de katılım yüksek. Önümüzdeki aylar baharın gelişiyle daha kalabalık koşu topluluğu haline geleceğimize şüphe yok.:)



29 Eylül 2024 Pazar

KRALİÇE'NİN HAVUZU'NDA GEÇEN BİR GÜN

Eylül ayının son günlerindeyiz ama yazdan kalma sıcak bir hava var. Karadeniz ise tıpkı sakin bir gölün suları gibi durgun. Fırsat bu fırsat deyip hem biraz kürek çekerek spor yapmak hem de Amasra'yı bambaşka açıdan görmek için yeniden suyun üzerindeyiz. Bu Amasra kıyılarındaki ikinci kano etkinliğimiz. Bu kez bu güzel günde tarihi yarımadanın enfes manzarasının doyasıya keyfini çıkarmak için önce Küçük Liman'dan 'Kraliçe'nin Havuzu'na doğru açıldık. Tarih ve doğanın iç içe geçtiği kentin orijinal dokusunu bir kez daha hayranlıkla izledik. Boztepe kıyılarına doğru yöneldiğimizde 'denizin sokak çocuğu martılar' bize eşlik etti.



Küçük Liman'daki şezlonglarda Amasra sakinleri yerlerini almış. Bu güzel güneşli havanın tadını çıkarıyorlar. Kimi keyifli bir muhabbete kimisi de masmavi denizin ılık sularına dalmış. Plajda yağmurlu ve fırtınalı havadaki dalgalı denizin kıyıya getirip bıraktığı çalı çırpı ile denizin geri verdiği atıklar göze çarpıyor. Deniz atıkları sorunu yaşadığımız coğrafyanın en büyük sorunlarından birine dönüşmüş durumda. Önlem alınmazsa ve bu şekilde denizi kirletmeye devam edersek, ilerleyen yıllarda bu eşsiz kıyılarda yüzmek nostaljik bir anıya dönüşecek.




Küçük Liman

Kano ile açılmak için hazırlıklarımızı yaptık ama açılmadan önce sıcak havanın etkisi nedeniyle biraz serinlemek için kendimizi önce denize atalım dedik. Su kıyı şeridinde biraz bulanık gibiydi. Her hallerinden Amasra sakinlerinden birileri olduğu anlaşılan iki hanımefendiye denizde herhangi bir sorun olup olmadığını sorduk. Tüm yazı bu kıyıda geçirdiklerini ve biraz açıldığımızda suyun daha da güzelleşeceğini söylediler. Biz de onların dediklerini yaptık ve biraz açıldık. Küçük Liman'da ilk kez yüzdük. En başta turist kafileleri ve Küçük Liman'ı çevreleyen kafe ve restoranlarda oturanların "ah şimdi denizde yüzmek vardı" bakışlarını üzerimizde hissettik. 





Biraz yüzmek iyi geldi. Ardından kano ile bu tarihi kentin batı kıyılarını gezmeye geldi sıra. Küreklere asıldık ve kıyıdan ayrıldık. Kıyıdaki meraklı bakışlar yeniden üzerimizdeydi ve deniz manzarasında renkli bir kano görüntüsünü kaçırmak istemeyen kente turla gelen bazı misafirler hemen telefonlarına sarılıp bizi çekmeye başladılar. Belki de hiç bilmediğimiz sosyal medya hikayelerinin bir günlük isimsiz ünlüleri olduk.:) 






Kraliçe Amastris'in Havuzu: Direklikaya

İlk önce Direklikaya'ya doğru kürek çektik. Direklikaya bu güzel havanın tadını çıkartmak için güneşlenenler ile etrafında denize girmeyi tercih edenleri ağırlıyordu. Ayrıca kente gelen yabancı turistler de buradaki kule kalıntısının önünde en güzel tatil karelerinden birini yakalamak için sıra sıra fotoğraf çektiriyorlardı. Hemen karşımızda ise enfes güzellikteki Boztepe manzarası bizi kendisine doğru çekiverdi. 






Direklikaya liman havzasından 20 m denize doğru sokulan doğal bir kaya üzerine inşa edilmiş 7 m yüksekliğinde örme bir sütun. Bu sütun aslında eski dönemlerde limanı aydınlatmak ve gözetlemek için kullanılmış bir kulenin tarihi kalıntısı. Merdivenle çıkılan ahşap kulesi yıkılmış ve günümüze sadece taş örgülü yapısı kalmış durumda. Direklikaya'da denizle bağlantılı kare planlı bir havuz ile kayaya oyulmuş basamaklar ve mermerden bir iskele babası bulunuyor. Amasra halkı bu yapıyı 'Kraliçe Amastris'in hamamı' ya da  Kraliçe Amastris'in havuzu' şeklinde güzel bir yakıştırma ile tarif ediyor.(1) 




Boztepe 

Boztepe kıyılarına paralel kürek çekerken Sormagir Kalesi'nin devamı niteliğindeki tarihi sur kalıntılarını suyun üzerindeyken farklı bir açıdan görmek doğrusu ayrı bir keyifliydi. Zamanın, doğal afetlerin ve denizin tuzlu sularının tüm yıpratıcılığına rağmen tarihi dokunun önemli bir bölümünün günümüze kadar ayakta kalmış olması çok değerli ve önemli.



Amasra'nın en güzel genel manzara ve gün batımı fotoğraflarının vazgeçilmez adresi olan Boztepe aslında bir ada. Roma döneminde inşa edilen Tarihi Kemere Köprüsü bu adayı Amasra yarımadasına bağlıyor.  Tarihi Kemere Köprüsü'nü Boztepe adası ile birbirine bağlayan Sormagir Kalesi'nin kapısından-halkın tabiri ile Karanlıkyer'den geçildiğinde Amasra'ya gelenler için tarih ve doğal güzelliklerle dolu yeni bir pencere açılıyor. 




Amasra'nın nefes kesici Boztepe manzarasına şahitlik ederken kulağımızda adeta martı ve tekne seslerinin kayalıklara çarpa çarpa yükselerek oluşturduğu buram buram deniz kokan bir kent şarkısı yankılanıyor. Boztepe kıyıları boyunca uzanan tarihi kalıntıların bir kısmında bu tarihi dokuya uygun olmayan birtakım iyileştirme çalışmaları yapılmış olduğunu görüyoruz. Ancak bu tarihi doku tüm gizemini ve güzelliğini inatla korumak için kendini yemyeşil sarmaşık bitkileriyle adeta kamufle etmeye çalışıyor. Boztepe'nin en uç kısmından açık denize doğru küreklere daha sıkı asılıyoruz. 




Doğal liman havzasından ayrıldığımız için burada su seviyesi birdenbire yükseliyor. Boztepe'nin arka kısmını oluşturan yüksek kayalıklar sanki zamanın usta bir marangoz gibi vurduğu acımasız zımpara izlerini üzerlerinde taşıyor. Denize doğru uzayan bir kayalığın üzerinde ise sanki görünmez bir el tarafından oraya koyulmuş gibi duran küp şeklindeki büyük kaya parçası dikkatimizi çekiyor. Kayalıkların arasından kano ile geçerken dilek tutmayı da ihmal etmiyoruz.:)




Ufukta bize doğru gelen Sahil Güvenlik botunu fark ediyoruz. İyice yaklaşıp bir süre paralel şekilde ilerleyip bizi takip ediyor. Can yeleklerimizi sorarlarsa zaten yanımızda. Yönümüzü Küçük Liman'ın göl gibi durgun sularına doğru çevirdiğimiz için bir sorun olmayacağını anlıyoruz. Bir süre sonra Sahil Güvenlik yanımızdan ayrılıp açık denize doğru geri dönüyor. 




Hafta sonunda havanın güzel olması Amasra'ya çok sayıda misafirin gelmesi demek. Küçük Liman'da gezi tekneleriyle tura çıkmış çok sayıda turist var. Bazıları bize el sallıyor ve fotoğraflarımızı çekiyorlar. Küreklerimizi sallayarak karşılık veriyoruz biz de. Boztepe kıyılarında yavaş yavaş ilerlerken Amasra'nın meşhur kedilerinin kayalıkların üzerinden bizi takip etmeye çalıştıklarını fark ediyoruz. Sevimli dostlarımız meraklı gözleriyle bize bakıp kayalıkların üzerinden atlaya zıplaya gelebildikleri yere kadar bize eşlik etmeye çalıştılar.



Ve şimdi sıra yaz başından bu yana hayalini kurduğumuz şeyi gerçekleştirmeye geldi. Tarihi Kemere Köprüsü'ne iyice yaklaştık. Köprünün üstündekiler meraklı bakışlarla bizi izliyor ve bir yandan da fotoğraf ve video çekiyorlar. Bu tek gözlü köprüye yaklaştıkça rüzgar tam karşımızdan esmeye başlıyor. Köprünün hemen önünde fırtınanın taşıdığı kum birikintisi küçük dalgalar oluşturuyor. Köprünün altından geçmeye başlıyoruz. O an tuhaf bir heyecan duyuyoruz. Köprünün altından geçerken sanki başka bir boyuta geçiyoruz. Bir güzellikten çıkıp bir başka güzelliğin içinde buluyoruz kendimizi... 








Kemere Köprüsü Boztepe'deki Sormagir Kalesi’ni Amasra'daki Zindan Kalesi'ne bağlayan tek gözlü  köprüdür. Roma döneminde inşa edilen köprünün 8. ve 9. yüzyıllarda Bizans döneminde tadilat gördüğü düşünülüyor. Köprünün restorasyon çalışmaları 2014 yılında tamamlandı.   




Karşımızda bu kez Tavşan Adası'nın eşsiz güzelliği... Fakat deniz burada biraz dalgalı olduğundan dolayı fazla uzaklaşmadan geri dönmeye karar veriyoruz. Tarihi Kemere Köprüsü'nün altından tekrar geçip Küçük Liman'a geri dönüyoruz. Bir hayali daha gerçekleştirmiş olmanın büyük mutluluğu ile yavaş yavaş kıyıya doğru kürek çekiyoruz.




Tavşan Adası (Büyükada) Amasra'nın en önemli doğal simgelerinden biri. İsmini üzerinde yaşayan tavşanlardan alıyor. Amasra'dan 150-200 m açıkta konumlanmış olan bu ada bir dönem bir kiliseye ve manastıra ev sahipliği yapmış. 8. yy başında Ortodoks Patriği olan Kyros'un burada uzun bir zaman yaşadığı saptanmış. Buradaki bazı tarihi kalıntılar maalesef defineciler tarafından tahrip edilmiş. (2)



Amasra'da oldukça farklı ve güzel bir gün geçirdik. Bu bizim için harika bir deneyimdi. Su üstündeki mini kültür turumuzun ardından onlarca güzel fotoğraf ve video ile kano günlüğümüze yeni bir anı daha eklemiş olduk. Gün boyu dilimizde olan şarkıyı da altta paylaşıyorum. 

Teşekkürler Dünya!

"Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin...."
Can Yücel

Değerli Tarihçi Necdet Sakaoğlu'na saygı ve minnetle...






Kaynak:

(1) Necdet Sakaoğlu - Kraliçe'nin Kenti Çeşm-i Cihan Amasra (Direklikaya)
(2) Necdet Sakaoğlu - Kraliçe'nin Kenti Çeşm-i Cihan Amasra (Büyükada'daki Kilise-Manastır)






BARTIN'DA KENDİ RÜZGARIYLA YARIŞANLAR: 74 RUNNERS KOŞU TOPLULUĞU

Bazen onları birkaç kişilik bir grupla, herkesin kendi aracıyla keyif yapmak için yola çıktığı pazar günlerinde, Amasra asfaltında koşarken ...