tiflis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiflis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ağustos 2026 Pazar

TİFLİS: GÜRCİSTAN'IN BAŞKENTİNDE 48 SAAT

Bazen sadece rutin işlere ve mecburiyetlere biraz ara vermek, biraz soluklanmak, bulunduğun yerden uzaklaşmak; hatta sınırın öte tarafına geçmek istersin. Cebinde pasaportun olsun ya da olmasın, başka bir dilin konuşulduğu, başka kültürlerle temas edebildiğin, tarihi güzelliklerle dolu kadim bir şehri adımlayabilmek de iyi bir alternatif olabilir. Geçtiğimiz Kurban Bayramı tatiline ikinci kez gittiğimiz Tiflis, tam da böyle hissettirdi ve bize yine tüm güzelliklerini cömertçe sundu. Bir tarafı Avrupa, bir tarafı Sovyetler; bir tarafı modern, bir tarafı geleneksel olan bu kadim şehri yeniden adımlamak çok keyifliydi...Damağımızda leziz şaraplarının bıraktığı hoş serinlikle, elimizde üzüm bağlarını andıran harflerle yazılmış Gürcü edebiyatının usta şairi Şota Rustaveli’nin bir kitabıyla, belleğimizde ise yeni hikayeler ve fotoğraflarla yurda geri döndük.



Ankara'dan Hareket

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan başlayan ve yaklaşık 1 saat 40 dakika süren bir gece uçuşuyla komşu ülke Gürcistan’a ulaşıyoruz.

İniş için alçalmaya başladığımızı duyuran anonsun ardından pencereden bakıyor ve gökyüzünün karanlığını delen Batum’un ışıklı gökdelenlerini izlemeye dalıyorum.

Aradan geçen iki yılın ardından, hemen hemen aynı dönemde yeniden Tiflis’e ayak basıyoruz.



Seyahat Sigortası Zorunlu

Gürcistan’a giriş için pasaport göstermemize gerek yok. T.C. çipli kimlik kartımızın yanımızda olması yeterli. Bunda değişen bir şey yok.

Ancak tek bir değişiklik var; biniş için check-in yaptığımızda bizden seyahat sağlık sigortası poliçemizi göstermemizi talep ediyorlar.

Bu sigortanın bedeli, tercih ettiğiniz sigorta şirketine göre 3–5 Euro arasında değişiyor. Gürcistan pasaport kontrolünde ise bu konuda ya da başka herhangi bir konuda hiçbir soru sorulmuyor; ancak bu belgeyi istemeleri her zaman ihtimal dahilinde.

Tiflis Havalimanı’nda ücretsiz Wi-Fi hizmeti sunuluyor. İnternete bağlanır bağlanmaz, etrafımızı bu bölgenin uyanık taksicileri sarmadan hızlıca bu ülkede aktif olarak kullanılan Bolt uygulamasından bir taksi çağırıp şehir merkezindeki otelimize doğru yaklaşık 20 dakika süren bir yolculuğa çıkıyoruz.






Şehir Merkezine Doğru

Havalimanı kavşağından çıkınca bizi ilk olarak yolun sağında ve solunda yükselen devasa Sovyet blokları karşılıyor. Eski bir Sovyet ülkesinde olduğunuzu hissettiren kent dokusu hemen göze çarpıyor. 

Az önce bahsettiğim devasa blokları bölen yeşil alanlar, geniş caddeler, yine o dönemden kaldığı belli olan alt geçitler ve tüneller...

Şehir merkezine giderken gördüğümüz her şey, adeta elektrikli bir Amerikan otomobilinin bizi Sovyetler Birliği günlerine ışınlaması kadar ironik. 





Tiflis'te Bir Gece Yarısı

Konaklayacağımız otel, şehrin kurucusu Kral Vakhtang Gorgasali'nin adını taşıyan meydana yalnızca bir dakikalık yürüme mesafesinde yer alıyor. 

Gecenin çok geç saatinde olmamıza rağmen, taksiden iner inmez hemen yakınımızdaki Jan Shardeni Caddesi'ndeki eğlence mekanlarından yükselen müzik seslerini rahatlıkla duyabiliyoruz.





Odamız, geleneksel Tiflis evlerinden dönüştürülmüş eski bir binada yer alıyor. Balkona çıktığımızda ise karşımızda 13. yüzyıldan kalma bir Ermeni kilisesi olan St. George Katedrali tüm ihtişamıyla parlıyor. 

Hemen arka planda Gürcü Ana Heykeli'ni görüp (Kartlis Deda) ona yeniden merhaba diyoruz. Tam karşımızda ise heykelin bulunduğu Narikala Kalesi ile Rike Park'ı birbirine bağlayan ve geceyi dinlenerek geçiren boş teleferik kabinleri yükseliyor.



İlk Gün

Sabah otelin terasındaki keyifli kahvaltımıza Metekhi Kilisesi ile Kura Nehri manzarası eşlik ediyor.

Yurt dışında daha önce gittiğimiz bir şehre ani bir planlamayla yeniden gelmek, sanki dün de buradaymışız gibi hissettiriyor. Tiflis'te görülmesi gereken pek çok tarihi mekanı ve müzeleri daha önceki gezimizde ziyaret ettiğimiz için bu gelişimizde tamamen kafamızın estiği gibi dolaşma rahatlığıyla hareket ediyoruz.




Şehir turumuza hemen yakınımızda bulunan Meydan Bazaar'dan başlıyoruz. Gürcü şarapları, yöresel yiyecekler, geleneksel kıyafetler, hediyelik eşyalar kısacası ne ararsanız var diyebileceğimiz hem pazar hem de bir alt geçit burası. 

Merdivenlerle yeniden cadde seviyesine çıkıyoruz; sıra sıra eğlence mekanları, bir kültür ve sanat şehrinde olduğunuzu hissettiren sokak heykelleri ve grafitiler, köşe başlarında alt alta dizilmiş kahverengi yönlendirme tabelaları ve eski kentin kıpır kıpır hareketli sokakları çıkıyor karşımıza. Yeniden burada olmak çok güzel.




Eski Kentte Yürüyüş

Erekle II Caddesi boyunca yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bu caddede, Eski Tiflis'in kendine has dokusu ve sokak ritmi bizi yeniden kucaklıyor. Bir süre sonra şehrin simgelerinden biri olan Saat Kulesi'ne ulaşıyoruz.

İlk bakışta Avrupa'nın pek çok kentindeki gösterişli saat kulelerini akla getirse de aslında bambaşka bir hikaye anlatıyor. Kusurluluğun ve düzensizliğin estetize edilmiş hali gibi yükselen kule, tıpkı hayatın kendisi gibi tekdüze olmayışın sanatsal bir yansıması adeta.




Akşam saatlerinde yeniden buraya dönmek üzere rotamızı Tiflis'in meşhur bit pazarının kurulduğu Kuru Köprü'ye çeviriyoruz. Eski ve özenle restore edilmiş binaların çevrelediği Orbeliani Meydanı'na geldiğimizde ise Sovyet şehir planlamasının izleri hala göze çarpıyor. Geniş yapraklı ağaçların gölgesinde biraz soluklanıyor, parkın hemen yanındaki rengarenk çiçek tezgahlarına bakmadan geçemiyoruz. 



Bazari Orbeliani'de Kahve Molası

Meydandan ayrılıp Tiflis'te hem bir şeyler yiyip içebileceğiniz, hem resim sergilerini gezebileceğiniz, sosyalleşebileceğiniz ya da diz üstü bilgisayarınızla rahatça çalışabileceğiniz; şehri ziyaret edenlerin büyük bölümünün pek bilmediği keyifli bir mekana, Bazari Orbeliani'ye uğruyoruz. Burada kısa bir kahve molası veriyor, ardından teras katına çıkarak Tiflis'in modern ve tarihi yüzünü aynı karede buluşturan manzarayı fotoğraflıyoruz.



Tiflis'in Meşhur Bit Pazarı: Kuru Köprü

Ve Kuru Köprü'ye geldiğimizde, antika eşya meraklılarının ve koleksiyoncuların uğrak noktası olan ünlü bit pazarını dolaşıyoruz. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ikinci el eşyaların satıldığı bir alana dönüşen bu pazarda birbirinden ilginç antikalar, ikinci el kıyafetler, plaklar, eski otomobil plakaları, Sovyet döneminden kalma askeri üniformalar ve apoletler, el yapımı geleneksel Gürcü ürünleri, eski fotoğraf makineleri ve çeşitli el sanatları ürünlerini bulmak mümkün. Meraklıları burada saatlerini, hatta bir gününü rahatlıkla geçirebilir. 





Şehrin En Popüler Caddesi: Şota Rustaveli

Şehrin en popüler arterlerinden biri olan Şota Rustaveli Caddesi’ne geldiğimizde ilk olarak Opera ve Bale Binası’nda Kuğu Gölü Balesi için bilet bulabilme umuduyla şansımızı deniyoruz; ancak tüm biletlerin satılmış olması nedeniyle bu güzel gösteri başka bir zamana kalıyor.  

TKT.ge sitesinde gezinirken Tiflis'in bir kültür-sanat kenti olduğu etkinlik takvimindeki yoğunluktan ve tükenen biletlerden hızlıca anlaşılıyor . Bir sonraki Tiflis ziyaretimizde biletleri önceden almak için bu siteden yararlanmayı planlıyoruz. Bu küçük notu da hem kendimize hem de bu yazıyı okuyan ilgililere bir hatırlatma olarak burada bırakıyoruz.

Şehrin en önemli caddelerinden biri olan Rustaveli Caddesi çıkıyor ve Özgürlük Meydanı'na kadar keyifli yürüyüşüme devam ediyoruz. Cadde boyunca birbirinden farklı ve görülmeye değer müzeler, köşe başlarındaki heykeller, parlamento binası, Galleria AVM gibi yapılar sıralanıyor. Bu cadde hem yaya hem de araç trafiği olarak oldukça hareketli. Daha önce karton bardaklarına profillerimizi çizdirdiğimiz Kvarts Cafe'nin önündeki rezervasyon kuyruğu da gözümüze çarpıyor. 

Özgürlük Meydanı'na bir selam verip, meydanın karşı tarafına geçebilmek için Tiflis'in ünlü yaya altgeçitlerinden birine yöneliyoruz. Bu altgeçitler, şehrin gündelik yaşamını tüm doğallığıyla gözlemleyebileceğiniz özel mekanlar adeta. 




Şehrin En Eski ve Otantik Mekanlarından Sadece Biri: Cafe Dante

Yürüyüşümüze biraz mola vermek istiyoruz. Eski Kentin renkli sokaklarına dalıyor ve dışarıdan bakıldığında varlığını neredeyse hiç belli etmeyen, Tiflis'te benzerlerine sıkça rastlanan retro mekanlardan biri olan Cafe Dante'de soluğu alıyoruz.

Mekanın ahşap merdivenlerinden yukarıya doğru çıkarken sanki yıllar öncesine açılan bir kapıdan geçiyormuşuz hissine kapılıyoruz. Girişte bizi küçük bir bar, eski dönemlerden kalma eşyalar ve sokağa bakan bir balkon karşılıyor. 




Müşterilerin bir evin salonunda ağırlandığı bu mekanda her şey olduğu gibi bırakılmış; yılların izini taşıyan mobilyalar, hafifçe yıpranmış eşyalar, duvarlara asılı duran ve misafirler için ihtiyaç halinde askıdan indirilen eski ahşap sandalyeler ve tozlu raflardaki parmak izlerinde gizlenen tüm yaşanmışlıklarıyla bizi bambaşka bir atmosfere taşıyor. 

Köşedeki eski radyodan yükselen hoş melodiler odanın duvarlarında yankılanırken, önümüzde duran enfes bir Gürcü şarabı ve nefis bir pizza eşliğinde güzel bir sohbete dalıyoruz. Tiflis'in hareketli sokaklarından sadece birkaç dakika uzaklıkta olsak da burada zamanın biraz daha yavaş aktığını hissetmemek mümkün değil.




Geleneksel Tiflis Evleri İle Çevrili Gudiashvili Meydanı

Mekandan ayrılıp Gudiashvili Meydanı'na doğru yöneliyoruz. Eski Kent içerisinde bulunan ve restore edilmiş birbirinden güzel ve renkli tarihi yapılarla çevrili bu meydanda resim sanatçılarının satışa sunduğu eserleri bir süre keyifle inceliyoruz.



Cafe Novel'e geldiğimizde ise raflardan rastgele seçtiğimiz kitapların sayfalarında kayboluyor, eski plaklardan çalınan şarkıların ritmine kapılıyoruz. Kafeden ayrılırken Gürcülerin büyük şairi Şota Rustaveli’nin orijinal dilde basılmış en ünlü eseri, kitaplığımızdaki yeni yerine varmak için bizimle birlikte yolculuğa çıkıyor. 



Şota Rustaveli, 12. yüzyılda yaşamış, Gürcü edebiyatının en büyük figürü ve Gürcistan'ın ulusal şairi olarak kabul edilen tarihi bir figür. En ünlü eseri ise Gürcü kültürünün yapı taşı sayılan ve UNESCO Dünya Belleği Programı'nda yer alan "Kaplan Postlu Şövalye" (The Knight in the Panther's Skin) adlı epik şiir.

Tiflis Saat Kulesi ve Ünlü Kukla Gösterisi

Saat Kulesi'ne yeniden geliyoruz. Çünkü bu saati tasarımı kadar özel kılan ve günde iki kez gösterimi yapılan Kukla Tiyatrosu'nu izlemek istiyoruz. Alandaki kalabalığa karışıp gösterinin başlamasını bekliyoruz. Saat akşam 7'yi gösterdiğinde herkes susuyor, saat kulesinde bulunan melek figürü çana vurmaya başlıyor ve herkes bu anı ölümsüzleştirmek için telefonlarının video tuşuna basıyor.





Ünlü Gürcü kukla ustası, yönetmen ve oyun yazarı Rezo Gabriadze tarafından 2010 yılında yapılmış. Yan yatmış gibi duran asimetrik kulenin her köşesinden farklı bir detay göze çarpıyor. Kulenin tepesindeki küçük pencerelerden her saat başı kanatlı bir melek çıkıp çana vuruyor. Ayrıca her gün saat 12:00 ve 19:00'da "Hayatın Döngüsü" adlı, bir çiftin tanışmasını, evliliğini ve yaşlılığını anlatan kısa bir kukla tiyatrosu gösterimi yapılıyor. Kulenin inşasında, Tiflis'in yıkılan eski binalarından toplanan tarihi tuğlalar ve taşlar kullanılmış. Kulenin alt kısmında Gabriadze'nin kendi elleriyle yaptığı yüzlerce el yapımı çini seramik yer alıyor.

Tiflis Saat Kulesi'nin altında hemen sağ kısmında herkesin meraklı gözlerle yaklaştığı küçük bir büyüteç bulunuyor ve o büyütecin merceğinin içinde ise "Dünyanın en küçük saati" yer alıyor.




Machakhela Restaurant'ta Gürcü Lezzetleri

Akşam yemeğinden ziyade geleneksel Gürcü mutfağından küçük bir atıştırmalık yapmak için Machakhela Restaurant'ı tercih ediyoruz. Tabii buraya kadar gelmişken meşhur Gürcü mantısı hinkali yemeden ve armutlu gazoz içmeden olmaz. Hinkaliyi sadece belirli sayılarda sipariş edebiliyorsunuz. Geleneksel şekilde hazırlanışından dolayı porsiyonlar belirli adetlerle sunuluyor. Tabii daha önceki deneyimlerimizde aklımızda kaldığından dolayı siparişlerin kısa sürede servis edilmediğine yeniden şahit oluyoruz. Sunulan porsiyon tabağının ise çok lezzetli ve doyurucu olduğunu söyleyebilirim.





Kanyon ve Şelale
Yemekten sonra Tiflis'in ünlü Sülfür Hamamlarının bulunduğu meydanı ve Aşk Köprüsü'nü gezip, şehrin merkezindeki en ilginç doğal oluşumlardan biri olan Leghvtakhevi Kanyonu'nu ve Şelalesi'ne kadar yürüyüşümüze devam ediyoruz.
Kanyonun içinden baktığımızda metrelerce yükseklikteki kayaların üzerine elle kondurulmuş gibi duran ve pencereleri doğrudan uçurumlara açılan geleneksel Tiflis evlerinin yıkılacakmış gibi görünen korkutucu görüntüsüne şahit oluyoruz. Doğrusu o evlerden birinde oturmak bulundukları konum itibarı ile kesinlikle cesaret gerektiriyor.


İkinci Gün
Rüzgarlı ve yağmurlu bir Tiflis gününde Gürcü şarapları eşliğinde keyif yapmak için ilk kez gideceğimiz 8000 Vintages adlı çok hoş bir mekanı tercih ediyoruz. Gürcistan'ın 8000 yıllık şarap tarihine atıfla kurulan bu bar ve restoranın raflarında bin beş yüzü aşkın farklı etikete sahip şarap şişelerinin dizili olduğunu öğreniyoruz. 
Somölyenin tavsiye ettiklerinden seçtiğimiz enfes şarapları yudumlarken, sipariş ettiğimiz atıştırmalıklarla keyifli bir sohbete ve pencereden bize eşlik eden yağmurun manzarasına dalıyoruz. 
Bu hoş mekandan ayrıldıktan sonra şehrin en güzel caddelerinden birine Kura Nehri'nin karşı kıyısında yer alan Davit Aghmashenebeli Caddesi'ne geliyor ve yağmurda keyifli bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz. Tabii cadde üzerindeki bir köşede gördüğüm büfede her yurt dışı seyahatimde yaptığım gibi günlük gazetelerden seçtiklerimi satın alıyorum. 

Fabrika
Bulunduğumuz caddeden ara sokaklara sapıp kentin ve hatta dünyanın en ünlü hostellerinden biri olan Fabrika'ya doğru yürüyoruz. Yeniden burada olmak bizi olduğumuzdan daha da genç hissettiriyor. Mekanın ruhu kapısından içeri girer girmez bizi sarıyor ve eski deri bir koltuğa yayılıp bir yandan biramı yudumlarken bir yandan da seyahatimiz boyunca bana yol arkadaşlığı yapan "At Çalmaya Gidiyoruz" adlı romanın sayfalarına gömülüyorum. 



Hostel'in bahçe kısmında sıra sıra mekanlar dizili. Mekanların girişlerinin üst kısımlarında batılı liberal Gürcü kimliğinin simgesi haline gelmiş AB bayrakları Gürcistan bayrakları ile birlikte dalgalanıyor. Bir köşede rock'n roll tişörtler ve ceketler ile eski plak ve filmler satan gençlerle selamlaşıyoruz. Hostelin alt katında ikinci el kıyafet mağazasındaki ürünleri inceliyor, etiketlerdeki fiyatları görüp mağaza çalışanına anlamlı bir şekilde gülümseyerek hızlıca kapıdan dışarı çıkıyor ve mağazanın hemen bitişiğindeki içerisinde canlı performans sahnesi bulunan ve bir berber dükkanından dönüştürülmüş bara uğruyoruz. 



Fabrika'dan ayrılıp taksi ile kısa bir şehir turu atıp Wine Factory N1 adlı Vera semtindeki tarihi bir şarap fabrikası kompleksinin farklı mekanlarla şekillendirilmiş avlusuna geçiyoruz. Görünüşü çok hoş olsa da burada geleneksel Gürcü yemekleri bulunmadığı için sadece avluda tur atıp yeniden eski kente geri dönüyoruz. 


Rike Park
Barış Köprüsü'nden geçip şehrin en büyük ve hareketli parklarından biri olan Rike Park'ta akşam üstü gezintisi yapıyoruz. Şehrin merkezindeki parkta yeşillikler içinde yürüyüş yapmak ve dinlenmek iyi geliyor. Müzik, tiyatro ve sergi salonu olarak inşa edildiğini öğrendiğimiz ancak şimdilerde kaderine terk edilmiş görünen iki ayrı tüp şeklindeki fütüristik mimari yapıları görüntüledikten sonra parktan ayrılıp Avrupa Meydanı'na doğru yol alıyoruz.



Akşam yemeğimizde ise yine geleneksel Gürcü mutfağından haçapuriyi tercih ediyoruz ve tabii ki yanında yine armutlu gazoz eşlik ediyor.   
Tiflis'teki son gecemiz... Rüzgar sabaha kadar eski kentin sokaklarında ıslık çalarak dolaşıyor. Biz de o rüzgara kapılıp eve dönmek için yeniden yollara düşüyoruz. 
Hoşça kal Tiflis!

Teşekkürler Dünya!






29 Haziran 2024 Cumartesi

BİR GÜRCİSTAN RÜYASI : TİFLİS 3 | İki Bilet Bir Yol

 

Gürcistan tarihi, coğrafi ve kültürel zenginlikleriyle son yılların en popüler ve alternatif turizm destinasyonlarından biri haline geldi. Ülkenin kalbi konumundaki binlerce yıllık tarihi yapılarıyla ünlü Başkent Tiflis ise başlı başına bir kültür mozaiği…


Gürcistan Parlamentosu
Parlamento Binası
 

Gürcistan yaklaşık dört milyonluk nüfusuyla oldukça küçük bir ülke gibi görünse de eski krallık dönemlerinden günümüzdeki Gürcistan Cumhuriyeti'ne dek uzanan  büyük bir tarihi geçmişe ev sahipliği yapıyor. Bu ülke son yıllarda bir taraftan ABD ve AB diğer taraftan Rusya'nın çekiştirip durduğu, siyasi tansiyonun yükselerek zaman zaman Başkentteki Özgürlük Meydanı’na taştığı zorlu süreçlerden geçti. Savaşlar, işgaller ve istilalarla tahribata uğrasa da Tiflis her defasında kendi küllerinden doğmayı başarmış bir şehir


Tiflis Barış Köprüsü
BARIŞ KÖPRÜSÜ

Gürcistan'a vizesiz ve pasaportsuz sadece yeni çipli TC kimlik kartınızla seyahat edebiliyorsunuz. Tiflis’i adımlamaya başladığınızda dikkatinizi çekecek belki de ilk şey caddelerde yaya geçidinin olmaması. Yaya kaldırımları altgeçitlerle birbirlerine bağlanıyor. Şehir adeta size ‘Aceleciliği geldiğin yerde bırak; beni yavaş yavaş adım adım dolaş” diye fısıldıyor.

 



Tiflis'te İki Gün

Tiflis Metekhi Kilisesi
Mektekhi Kilisesi

Bir yandan tarihi Kura Nehri kenarında uçurumlarla ayrılan kayanın üzerindeki Metekhi Kilisesi’nin taşlarında 4. yüzyıla dokunurken, diğer yandan şehre hakim bir başka tepe üzerine kurulu dünyanın en büyük dini yapılarından biri olan Sameba Katedrali’nde yakın döneme ait en ihtişamlı dini mimarinin görkemli atmosferine tanıklık ediyorsunuz. Buraları ziyaret etmeniz için katı kurallar koyulmamış. Sizden istedikleri sadece ibadet edenler içerideyken saygılı davranmak ve kıyafetlerinize dikkat etmek. Savaş ve çatışmalarla örülü tarihe sahip Kafkas coğrafyasının en çok özlemini çektiği şey hala “Barış”. Bu yüzden Tiflis’teki Barış Köprüsü’nün sembolik önemi çok büyük. Orijinal bir mimariye sahip köprü İtalyan mimar Michel De Lucchi tarafından tasarlanmış. Modern mimarinin eşsiz örneklerinden biri olan köprü turistlerin ilk uğrak noktalarından biri. Özellikle gece ışıklandırması görülmeye değer. Kentin kurucusu Kral Vahtang Gorgasali'nin ata binmiş heybetli heykeli tam karşısındaki Narikala Kalesi’ni selamlıyor. Kaleye çıkmak için bindiğimiz teleferik Eski Tiflis’i ve Kura Nehri kıyılarını eşsiz manzarası eşliğinde adeta ayaklarınızın altına seriyor. Narikala Kalesi yüzyıllarca bu kadim kenti savunmak ve gözlem için kullanılmış. Savaşlar ve depremler nedeniyle bir kısmı tahribata uğramış olsa da Gürcüler için önemi çok büyük. Turistler bu kaleye uğramadan dönmüyor. 

Gürcistan'ın Annesi: Kartlis Deda

Tiflis Kartlis Deda Heykeli
Kartlis Deda Heykeli

Hemen ilerisinde ise ‘Gürcistan’ın Annesi’ Kartlis Deda yükseliyor.     Tiflis'in kuruluşunun 1500. yıldönümünde dikilen bu heykel 20 metre   yüksekliğinde. Heykelin bir elinde, dost olarak gelenlere şarap sunmak için büyük bir kâse; diğer elinde ise düşman olarak gelenlere karşı kullanmak üzere bir kılıç bulunuyor. Şarap demişken üzümden bahsetmemek olmaz. Üzüm bağları bu ülkenin can damarları. Gürcistan topraklarında binlerce yıldır üzüm yetiştiriciliği ve şarap üretimi aralıksız sürüyor. Gürcü alfabesindeki harfleri üzüm salkımlarını andıran şekillere benzetmemiz tesadüf olmasa gerek. Kale gezisinden sonra binlerce farklı bitki türüne ev sahipliği yapan Botanik Bahçesi’nde biraz yürüyüp solunmak ve aynı bahçede bulunan 42 metre yükseklikten akan şelalenin sesini dinlemek sizi şehirden uzak bambaşka bir yere gelmişsiniz gibi mutlu hissettiriyor. Botanik Bahçesi'nden çıkıp Eski Tiflis'in şiir gibi sokaklarında  yürürken başka hiçbir yerde bulamayacağınız şaraplı dondurmalardan tatmadan da olmaz.  

 



Kartlis Deda heykelinin fotoğrafını çekebilmek için doğru açıyı bulmalısınız. Çünkü elektrik kabloları gökyüzünü örümcek ağı gibi işgal etmiş durumda. Gürcülerin özellikle turistik bölgelerde altyapı yatırımlarını artırmaları gerekiyor.


Tiflis Kameba Katedrali
Sameba Katedrali


 

Cuma Mescidi

Cuma Mescidi

Tiflis için kültür mozaği bir şehir diyebiliriz. Şehir hala Perslerin, Emevilerin Selçukluların, Bizansın, Osmanlıların ve Rusların izlerini taşıyor. İslamiyet Gürcistan’a 7. Yüzyılda Araplar tarafından getirilmiş.  1578’de III. Murad döneminde Tiflis’in Osmanlı hakimiyetine girmesi ile şehirde Müslüman nüfus bir hayli artmış. Sovyet döneminde ise Müslüman nüfus büyük ölçüde azalmış. Cuma Mescidi ise geçmişten günümüze ulaşabilen Müslümanlara ait tek dini yapı olarak ön plana çıkıyor. Bu mescit sıra dışı bir özelliğe sahip. İki mihraba sahip bu dini yapıda hem Sünni hem de Şii Müslümanlar aynı anda birlikte barış içinde ibadet edebiliyor. Eski Tiflis şifa arayanlar için de uğrak noktası. Kireçlenme, egzama ve kepek sorunlarına iyi geldiği düşünülen kükürtlü sularıyla ünlü Sülfür Banyolarının en bilineni Chreli Abano Hamamı. Şehrin bu kısmında gezerken kükürtlü suların buharlaşan kokularını alabiliyorsunuz. Zaten Tiflis'in anlamı da bu şifalı sularından gelen sıcak-ılık yer demek... 



 

Tiflis'te yönünüzü asla kaybetmezsiniz

Tiflis'te hem sağdan hem de soldan direksiyonlu araçların yaygın şekilde kullanıldığını görebilirsiniz. Trafik akışı sağ şeritten sağlanıyor. Bu durum bizim için biraz kafa karışıklığı yaratsa da hem sağdan hem de soldan direksiyonlu araç kullanımı bu ülkeye has bir durum.  Ayrıca şehirde sadece şerit çizgileri ile belirlenmiş çok büyük ve karmaşık kavşaklar bulunuyor. Araç kiralayanlar bu kavşaklardan geçerken çok dikkatli olmalı... 


Özgürlük Meydanı ve Rustaveli Caddesi

Tbilisi Liberty Square
Özgürlük Meydanı

Özgürlük Meydanı’ına çıktığınızda ise yakın tarihin çalkantılı olaylarını ve bir halkın özgürlük ve bağımsızlık isyanlarını duyumsuyorsunuz. İsmini Gürcülerin büyük şairi Şota Rustaveli’nden alan Tiflis’in en hareketli caddesine geldiğinizde ise adeta tarihi bir romanın sayfalarında dolaşıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Parlamento binası önünde Sovyetler Birliği’ne; Ulusal Opera ve Tiyatro binasını gezerken Rus İmparatorluğu’na; Milli Eserler Müzesi’nde ise modern Gürcistan dönemine hızlıca geçiş yapıyorsunuz. Eski kentteki geleneksel Tiflis evlerinin ahşap balkonları sırtlarında bu kadim şehrin koca tarihini taşıyan ve birbirlerini zarifçe selamlayan kiliselere, sinagoglara ve camiye bakarken; başka bir açıdan gelecekteki Gürcistan’ı simgeleyen modern mimari binalara, Barış Köprüsü ve Televizyon Kulesi’ne tanıklık ediyor. Bunun yanında yeme-içme mekanlarının bulunduğu Jan Shardeni, Bambis Rigi, Erekle II caddelerinde yürürken şehrin tarihi dokusunun dimağınızda bıraktığı kiremit rengi tat bu caddelerdeki modern ve klasik müzik melodileriyle harmanlanıyor. Meidan Bazar adlı yer altı geçidi ise Gürcülerin geleneksel kıyafetlerinden hediyelik eşyalara, şaraplarından armutlu gazozlarına kadar çeşitli ürünler satın alabileceğiniz büyük bir pazara açılıyor. Tiflis’in sembolik mekanlarından Saat Kulesi’ni de mutlaka görmelisiniz. Kulenin içinde küçük bir kukla tiyatrosu var ve günde iki kez sabah ve akşam 7'de “Yaşam Çemberi” adlı bir kukla gösterisi oynatılıyor.


Saat Kulesi


 

 

Geleneksel Yemekler ve Mekanlar

Chaduna

Gürcistan’ın geleneksel mutfağına ait haçapuri ve hinkali yemeden buralardan dönmek büyük eksiklik olur. Yanlarında da yine buraya özgü armutlu gazozlarından onların deyimiyle Lemonade’den içmeden olmaz. Yemekten sonra tatlı niyetine bir şeyler canınız çekerse Kote Apkhazi Caddesinde mis gibi tarçın ve şeker kokularını takip edin. Lumier's Chimney Cake dükkanının önünde sıraya girmiş insanlar göreceksiniz. Orada Prag'ın meşhur trdelnik tatlısına benzeyen Tiflis'in ikonik dondurmalı baca kekinden mutlaka tatmalısınız. Tatlınızı yedikten sonra  aynı caddeden Özgürlük Meydanı'na yürüyün ve Rustaveli Caddesi'nde geçin. Bu cadde üzerindeki Ulusal Opera ve Tiyatro binasının tam karşısında yer alan KvartsCoffee'de kavhe molası verin. Buraya gelmişken kahvenizi içtiğiniz karton bardaklara mekanın sempatik çalışanına seçtiğiniz renkli kalemleriyle portrenizi çizdirirken keyifli bir sohbete de ortak olacaksınız.




Haçapuri & Hinkali

Daha sonra dilerseniz Tiflis'in ara sokaklarında gezintiye çıkın. Tedirgin olmayın çünkü Tiflis çok güvenli bir şehir. Gudiashivili Meydanı'na çıktığınızda restore edilmiş eski Tiflis evlerinin görsel şöleniyle karşılaşacaksınız. Burada da vakit geçirebileceğiniz güzel mekanlar bulunuyor. Ya da bizim yaptığımız gibi Tiflis'in ünlü mekanlarından biri olan Chaduna'ya kadar yolunuza devam edin. Chaduna bir apartman dairesi ancak içerisi çok hoş bir atmosfere sahip. Burada Gürcistan'ın geleneksel içkisi olan yüksek alkollü üzüm votkası Çaça'yı deneyebilirsiniz. Çaça tekila gibi tek seferde içiliyor. Ayrıca nefis Gürcü şaraplarından da tadabilirsiniz. Tiflis'te tüm mekanların kendi yapımları olan şarapları da menülerinde sunduklarını hatırlatalım.

 


Fabrika

Tbilisi Fabrika Hostel
Fabrika

'Fabrika' ise Tiflis'e gelenlerin en popüler uğrak mekanlarından biri. Adından da anlaşılacağı üzere Sovyet döneminde eski bir tekstil fabrikasıyken faaliyetine son verildikten sonra dünyanın en iyi hostellerinden birine dönüştürülmüş olarak günümüzde hizmet vermeyi sürdürüyor. İçerisinde büyük bir çalışma alanı bulunuyor. Avlusunda ise sıra sıra yeme-içme mekanlarını barındırıyor. Buradaki mekanlarda fiyatlar şehir merkezindekilere göre çok daha uygun. Burada ayrıca Gürcü biralarını ve şaraplarını dilediğinizce tadabilirsiniz. Binanın dışı ise oldukça güzel ve orijinal grafitilerle kaplı. Buraya gelen veya burada kalan grafiti sanatçıları kendi ifadelerini özgürce Fabrika'nın duvarlarına yansıtmış. Fabrika'da özgürlüğün ve gençliğin ruhunu hissedebiliyorsunuz. Buradaki avluda tıpkı Tiflis'in pek çok meydanı ve binasında olduğu gibi Avrupa Birliği ile Ukrayna bayrakları asılı. 

 



Tbilisi Europe Square
Avrupa Meydanı



Gürcistan Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü kazanmış bir ülke. Ve bu yüzden kuzeydeki büyük komşusu Rusya'nın güdümüne girmeyi reddeden geniş bir halk kitlesi mevcut...





Kronoloji Abidesi'nden Tiflis Denizi'ne Bakış 
Gürcistan Tarihi Kronoloji Abidesi
Gürcistan Tarihi Kronoloji Abidesi




Şehir merkezine yirmi dakikalık mesafede yer alan Gürcistan Tarihi Kronoloji Abidesi Tiflis’e gelindiğinde kesinlikle kaçırılmaması gereken bir mekan. 1985 yılında yapımına başlanmış fakat hiçbir zaman tamamlanamamış bu benzersiz anıt, Gürcistan’daki 3000 yıllık Gürcü egemenliğini ve 2000 yıllık Hıristiyanlığı anmak için tasarlanmış. Gürcistan’ın tüm tarihinin sembolize edildiği anıtta, boyları 30-35 metre arasında değişen 16 sütun bulunuyor. Anıtın merdivenlerinin bulunduğu ana giriş enfes bir manzara sunuyor. Anıtın arka kısmından ise  Gürcülerin Tiflis Denizi olarak adlandırdıkları yapay gölün muhteşem manzarası sizi karşılarken ‘Bir Gürcistan Rüyası’nın gökyüzüyle buluşan maviliği sizi kendisine doğru çekiyor.


Tiflis Denizi
Tiflis Denizi

 

 

 

 

 

KOPENHAG: İSKANDİNAVYA'YA İLK ADIM

Bu karanlık ve kasvetli gökyüzünün altında dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı söyleniyor. Güneş, sanki yüzyıllar önce başka bir ülkenin...